Hapşırık ve söz: kısa bir köken
Éternuer
Tahsin Tan · Le Regard Français
Hapşırdıktan sonra bir şey söylemek, basit bir nezaket değil; tarihsel bir refleksin kalıntısıdır.
Antik ve Orta Çağ'da hapşırık, sıradan bir beden tepkisi olarak görülmezdi. Nefesin — yani yaşamın — anlık olarak bedenden çıktığı, kişinin kısa süreliyle savunmasız kaldığı düşünülürdü. Bu yüzden hapşıran kişiye söylenen söz, onu koruyan sembolik bir müdahale olarak ortaya çıktı.

Özellikle Kara Veba döneminde bu alışkanlık güçlendi. Hapşırık hastalığın işareti sayıldığı için, insanlar birbirine iyi dilek ya da koruyucu sözler söylemeye başladı. İngilizcedeki "bless you", Fransızcadaki "à tes souhaits", Türkçedeki "çok yaşa" bu geleneğin farklı biçimleridir.
Hapşırık biyolojiktir; ona verilen cevap ise kültüre aittir.

Bugün bu sözler inançtan çok alışkanlık gibi görünse de işlevi değişmemiştir: kısa bir bedensel kırılmayı sözle düzeltp sosyal bağı anlık olarak yeniden kurmak. Kısacası, hapşırık biyolojiktir; ona verilen cevap ise kültüre aittir.