Giyotin
Bu ayın kelimesi — Türkçede de yaşayan bir devrim sözcüğü
Tahsin Tan · Le Regard Français

Türkçede "giyotin" deyince önce keskin bir bıçak, sonra mecazlar gelir: yukarı aşağı açılan "giyotin pencere", tartışmayı süreyle kesen meclis "giyotini". Oysa kelimenin ardında bir nesne değil, bir insan vardır — ve tuhaf biçimde, idama karşı olan bir insan.
Kelime, hekim ve Kurucu Meclis üyesi Joseph-Ignace Guillotin'in (1738–1814) adından gelir. 1789'da, ölüm cezasını kaldıramadığı için hiç değilse sınıf farkı gözetmeden, tek ve basit bir yöntemle uygulanmasını önerdi. Eski rejimde soylunun "ayrıcalığı" kılıçla başının kesilmesiydi; halk ise asılırdı. Giyotin, ölümde bile süren bu eşitsizliği bitirme vaadiydi — Devrim'in "eşitlik" idealinin en acı resmi.
- Guillotin aleti icat etmedi; tasarım Dr. Antoine Louis'ye aittir, ilk adı "louisette"ti.
- Guillotin giyotinle ölmedi; 1814'te yatağında, doğal sebeplerle öldü.
- Ailesinin soyadını değiştirdiği sık anlatılır — ama bu belgelenmemiş bir rivayettir.
İronik biçimde Fransa giyotini çok geç bıraktı: son infaz 1977'de (Hamida Djandoubi), ölüm cezasının kaldırılışı ise 1981'de oldu. Yani Batı'nın son "kafa kesme" cezası, insan ay'a indikten sekiz yıl sonrasına aittir.