"Patois'ları Yok Edin"
Devrim dili nasıl hem özgürleştirdi hem zorla birleştirdi?
Tahsin Tan · Le Regard Français
Devrim'in büyük çelişkisi buydu: dili eski hiyerarşilerden kurtarırken, onu yeni ve tek bir norma bağladı. 8 Ağustos 1793'te Konvansiyon, kraliyetin himayesindeki tüm akademileri — Académie française dahil — kapattı. Norm kurumu gitti; ama norm fikri güçlendi.
Çünkü Devrim, "özgürlüğün dili" tek olsun istiyordu. Sorun şuydu: o tarihte Fransa'nın çoğu Fransızca konuşmuyordu.

4 Haziran 1794'te Abbé Grégoire, Konvansiyon'a ünlü raporunu sundu: "Patois'ları yok etmenin ve Fransızcayı evrenselleştirmenin gerekliliği üzerine." Bir yıl önce Barère daha da serttir: "Federalizm bas-Breton konuşur; karşıdevrim İtalyanca konuşur. Kıralım bu zarar aletlerini."
~28 milyonluk Fransa'da, 1794'te:
- en az 6 milyon kişi ulusal dili hiç bilmiyordu;
- bir o kadarı doğru dürüst konuşamıyordu;
- Fransızcayı "saf" konuşan 3 milyonu geçmiyordu.
Yani "ulusun dili" dediğimiz şeyi beş kişiden ancak biri tam konuşabiliyordu.
Özgürlüğün dili
Devrim Fransızcayı bir ulusal araçtan çıkarıp "la langue de la liberté" ilan etti. Herkes aynı dili konuşursa, herkes eşit ve özgür olacaktı — fikir buydu.
Yüzyıllık zorlama
- 1863'te bile Fransa'nın dörtte biri (~7,5 milyon) hiç Fransızca bilmiyordu.
- Jules Ferry okullarıyla (1881–82) Fransızca zorunlu oldu; patois konuşan çocuğa boynuna asılan bir ceza nesnesi ("la vache") verilirdi.
- Tarihçi E. Weber'in deyişiyle: "köylüler ancak okul, yol ve ordu sayesinde Fransız oldu."
Özgürlük adına konuşulan dil, bir süre sonra herkesin aynı biçimde konuşmasını isteyen bir güce dönüştü.

Dünyaya Mirası