17 Ekim 1961: Paris'in Görmediği Katliam
Tahsin Tan · Le Regard Français
Bastırılmış hafızanın en karanlık sayfası, Cezayir'de değil, Paris'in göbeğinde yazıldı. 17 Ekim 1961 gecesi, yalnızca Cezayirlilere uygulanan sokağa çıkma yasağını protesto için on binlerce insan — kadınlar ve çocuklar dahil — barışçıl biçimde bulvarlara çıktı. Emniyet müdürü Maurice Papon'un polisi göstericilere saldırdı: binlercesi gözaltına alınıp spor salonlarına dolduruldu; onlarcası — tarihçilere göre belki yüzü aşkını — öldürüldü, kimileri Seine'e atıldı. Ertesi günkü resmî bilanço: iki ölü. Basın sansürlendi, arşivler kapatıldı, olay okul kitaplarına girmedi. Birkaç hafta sonra bir rıhtım duvarına yazılan üç kelimelik grafiti, olayın tek anıtı olarak fotoğraflarda kaldı: « Ici on noie les Algériens » — "Burada Cezayirlileri boğuyorlar."
Devlet bu geceyi kırk yıl görmedi. İlk resmî anma jesti 2001'de bir belediye plaketi, devlet başkanı düzeyinde ilk tanıma 2012'de (Hollande), en ağır nitelendirme ise 2021'de geldi: Macron, kurbanları anarak yapılanları « Cumhuriyet adına affedilmez suçlar » diye adlandırdı. Tarihin cilvesi: aynı Papon, 1998'de — Vichy döneminde Bordo'dan Yahudilerin sürülmesindeki rolü nedeniyle — insanlığa karşı suç ortaklığından mahkûm edilen tek üst düzey Fransız yöneticisi oldu. İki bastırılmış hafıza, aynı adamın dosyasında buluştu.
Savaş 1962'de Évian Anlaşmalarıyla bitti; ama hafızası bitmedi, parçalandı. Bir yanda, bir yazda yurtlarını bırakıp anakaraya göçen bir milyona yakın pied-noir (Cezayir doğumlu Avrupalı); öte yanda Fransız ordusu safında savaştıkları için bağımsızlık sonrası Cezayir'de katledilen, Fransa'ya sığınabildiklerinde ise yıllarca kamplarda tutulan harki'ler; ve göçmen ailelerin, babalarının suskunluğundan devraldığı karşı-hafıza. Aynı savaş, aynı dilde bugün hâlâ farklı adlarla anılıyor.
Ve dosyamızın en acı etimolojisi: savaş sonrası çıkarılan af yasalarına Fransızca amnistie denir. Kelime, Yunanca amnēstia'dan gelir — "unutma". Amnésie (hafıza kaybı) ile aynı köktendir. Yani af, sözlüğün ta kendisinde, yasayla unutmaktır: 1962 ve 1968 af kararnameleri, savaşta işlenen suçları yargı alanından — ve dolaylı olarak kamusal hafızadan — çıkardı. Hatırlama görevini icat eden hukuk düzeni, unutmayı da hukukla örgütlemişti. 2021'de Stora Raporu'nun önerdiği yol ise üçüncüsü: ne inkâr ne intikam — ortak hakikat komisyonları, açılan arşivler, iki kıyıda birden okunan bir tarih.
Af ile amnezi aynı kökten gelir: amnistie, yasayla örgütlenmiş unutuştur.