Passé Simple: Bir Kipin Ağır Çekim Vedası
Fransızca, kendi geçmiş zamanlarından birini unutuyor — ve bu, dosyamızın ilk dersi
Tahsin Tan · Le Regard Français
Yüzyıllar boyunca Fransız anlatısının belkemiği passé simple idi: « Il entra. Elle le regarda. Tout changea. » Tarih kitapları, romanlar, masallar bu kiple yazıldı. Ama konuşma dili onu adım adım terk etti: 19. yüzyılda gerilemesi hızlandı, 20. yüzyılda sözlü dilden fiilen silindi. Bugün Fransa'da kimse kahvede « je mangeai » demez; kip, yazının kalesine çekildi. Çocuklar onu hâlâ ilk masallarında duyar — « Il était une fois... » diye açılan her anlatı, birkaç cümle sonra ona döner: « La reine mourut. » (Kraliçe öldü.) Yani Fransız çocuğu bu zamanı, tıpkı bir büyükannenin eski kelimeleri gibi, geçmişin sesi olarak öğrenir.
Dilbilimci Émile Benveniste, 1966'da bu ikiliği kurama dönüştürdü. Ona göre Fransızcada iki anlatım düzlemi vardır: histoire (öykü) ve discours (söylem). Passé simple, öykünün zamanıdır: anlatıcı ortada görünmez, olaylar kendi kendini anlatıyormuş gibi akar — tarihin "tanrısal" sesi. Passé composé ise söylemin zamanıdır: konuşan, söylediğinin içindedir; her cümle "ben, burada, şimdi söylüyorum" imzası taşır.
Bu ayrımın gücünü görmek için tek bir kitap yeter: Camus'nün Yabancı'sı (1942). Roman, o güne dek romanın "asil" zamanı sayılan passé simple yerine baştan sona passé composé ile yazılmıştır: « Aujourd'hui, maman est morte. » — "Bugün annem öldü." Sartre, ünlü incelemesinde bu tercihin yarattığı sarsıntıyı anlatır: Meursault bir kahraman gibi "anlatmaz", bir tanık gibi ifade verir. Cümleler arasındaki nedensellik köprüleri atılmıştır; her olay tek başına, yorumsuz, mühürlenmiş olarak düşer. Dilbilgisel bir seçim, bir dünya görüşünün ta kendisi olmuştur: dünyayı anlamlı bir öykü olarak değil, art arda gelen olgular olarak yaşayan bir adamın grameri.
Öyleyse birinci bölümün dersi şu: bir dilin zamanları, o dilin hafıza rejimidir. Fransızca öğrenmek, yalnızca çekim tablosu ezberlemek değil; geçmişe hangi mesafeden bakılacağını seçmeyi öğrenmektir. Sonraki bölümlerde bu seçimin siyasetini göreceğiz — çünkü geçmişe mesafe, yalnızca gramerin değil, devletlerin de işidir.