Nostalji
Bu ayın kelimesi — hastalık olarak icat edilen, Türkçede de yaşayan bir hafıza sözcüğü
Tahsin Tan · Le Regard Français

Türkçede "nostalji" yumuşak bir kelimedir: eski fotoğraflar, eski şarkılar, tatlı bir hüzün. Oysa kelimenin doğum belgesi bir tıp tezidir. 1688'de Basel'de, Johannes Hofer adlı genç bir hekim, doktora tezinde yeni bir hastalık tanımladı ve ona Yunancadan iki parça devşirip bir ad dikti: nóstos (eve dönüş — Odysseia'nın ana teması) + álgos (acı) = nostalgia. Eve dönüş acısı. Homeros'tan beri edebiyatın bildiği bir duygu, ilk kez klinik bir etiket almıştı.
Hastaları kimlerdi? Çoğu, Avrupa saraylarında paralı askerlik yapan İsviçreli gençlerdi. Belirtiler kitabîdir: uykusuzluk, iştahsızlık, çarpıntı, dalgınlık, "memleket dışında hiçbir şeyden tat alamama" — ve ağır vakalarda erime, hatta ölüm. Fransızlar buna le mal du pays (memleket hastalığı), hekimler maladie suisse (İsviçre hastalığı) dediler. Önerilen tedaviler bugün gülümsetir: afyon, sülük, Alp'lere seyahat — ve en etkilisi sayılanı, eve dönüş izni. Nostalji iki yüzyıl boyunca ciddi bir askerî tıp sorunu olarak kaldı: Amerikan İç Savaşı'nın ordu sağlık kayıtlarında bile binlerce "nostalgia" vakası ve bu teşhisle yazılmış ölümler vardır.
Rousseau, Müzik Sözlüğü'nde (1768) şunu aktarır: İsviçreli çobanların ezgisi ranz des vaches'ı Fransız ordusundaki İsviçreli askerlerin yanında çalmak yasaktı — çünkü duyanları ağlatıyor, firara, hatta ölüme sürüklüyordu. Hikâyenin dozu Rousseau'ya aittir, ihtiyatla okuyun; ama bir melodinin "hafıza silahı" sayılması, nostaljinin bir zamanlar ne kadar ciddiye alındığının en güzel kanıtıdır.
Kelimenin sonraki serüveni, tıptan kültüre bir yolculuktur: 19. yüzyılda romantizm onu hastalıktan ruh hâline çevirdi; 20. yüzyılda psikoloji "yer özlemi"nden "zaman özlemi"ne kaydırdı — artık eve değil, geri gelmeyecek bir geçmişe duyulan acıdır — ve reklamcılık onu keşfetti. Fransızca nostalgie üzerinden Türkçeye giren kelime, bugün "nostalji" biçimiyle TDK sözlüğündedir. Ama etimolojinin diplerinde o ilk anlam hâlâ durur: eve dönememenin acısı. Belki bu yüzden nostalji hep biraz acıtır — sözlüğü, tatlı olmasına izin vermez.