Rüzgâra Savrulan Tohum
Tahsin Tan · Le Regard Français


Pierre Larousse 23 Ekim 1817'de, Paris'in yüz altmış kilometre güneydoğusundaki Toucy kasabasında doğdu. Babası demirci, annesi hancıydı. Kasabanın öğretmeni çocuğun zekâsını fark edip Versailles'daki öğretmen okuluna burslu gitmesini sağladı. Larousse öğretmen oldu, Toucy'ye döndü, kısa süre ders verdi ve sınıfın kendisinden nefret etti.
Nefret ettiği şey belliydi: ezber. Dönemin ilkokulunda öğrenme, anlamı sorulmadan tekrarlanan kurallardan ibaretti. 1840'ta öğretmenliği bırakıp Paris'e gitti ve hayatını tek bir fikre bağladı: bilgiyi, alfabetik sırayla, herkesin ulaşabileceği bir yere koymak.
“Herkese, her şeyi öğretmek.”
Larousse'un kendi projesi için kullandığı formül1852'de Augustin Boyer ile bir yayınevi kurdu. 1856'da Nouveau dictionnaire de la langue française yayımlandı: kısa, ucuz, sınıfta kullanılabilir bir sözlük. Asıl proje sonra geldi ve ölçüsüzdü: Grand dictionnaire universel du XIXe siècle, on beş cilt. İlk fasiküller 1863'te dağıtılmaya başlandı; Larousse eserin büyük bölümünü kendi yazdı, tamamlandığını göremeden 3 Ocak 1875'te öldü. Son ciltler 1876'da çıktı.
Formülün radikalliği bugünden bakınca kaybolur. On dokuzuncu yüzyılın ortasında sözlük, bilginin denetlendiği yerdi; Académie française neyin Fransızca olduğuna karar veriyordu. Larousse kapıyı ardına kadar açtı: Grand dictionnaire kelimelerin yanı sıra kişileri, yerleri, olayları, teknik terimleri, argoyu ve dönemin siyasi tartışmalarını da içeriyordu. Maddelerin bir bölümü tarafsız değildi; eser bugün İkinci İmparatorluk Fransası'nın zihin haritası sayılır.
Larousse'un asıl mirası 1905'te, ölümünden otuz yıl sonra basılan tek ciltlik Petit Larousse illustré'yle yerleşti. Claude Augé'nin yönettiği kitap sözlüğü ikiye böldü: önce ortak adlar, sonra özel adlar. Arasına pembe kâğıda basılı bir tabaka sıkıştırılmıştı: Latince ve yabancı deyişler — les pages roses. Renk tipografik bir kapris değildi; kitabın en çok karıştırılan yerini eliniz kendiliğinden bulsun diyeydi. Yüz yirmi yıl sonra o sayfalar hâlâ pembe.
Yayınevinin amblemini Eugène Grasset 1890'da, Larousse'un ölümünden sonra çizdi: karahindiba tohumu üfleyen bir kadın — la Semeuse — ve altındaki söz, Je sème à tout vent; sözün kendisi Larousse'a atfedilir. Seçim düşünülmüştür: tohum nereye düşeceği bilinmeden savrulur. Bu aynı zamanda Üçüncü Cumhuriyet okulunun sloganıydı — bilgi, doğduğun yere bakmaz.
Larousse'un eğitim tarihindeki yeri sözlükçülüğünden çok yöntemindedir. Tanımı örnekten ayırmadı; maddelerde kullanımı gösteren cümleler tanım kadar yer tutar. İlkesini tek satırda söyler: un dictionnaire sans exemples est un squelette — örneksiz sözlük iskelettir.